10 Temmuz 2013 Çarşamba

Afrodit


Köpüklerden çıktı nazlı bir edayla
Kıyıya ulaştı o Kıbrıs kumsalında
Büyülendi toprak , ağaç , kuş , çiçek
Taş bile yarıldı , güzelliğinin karşısında.

Nefesini tutup bekledi birden Gaia
Görüyordu Afrodit'i yanında oğlu Eros'la
Utancından durdu insanın zayıf kalbi
Bütün Dünya etkilendi tanrıçanın dığuşuyla.

Fark edilince bu güzel tanrıça
Davet edildi bir gün Olympos'a
Afrodit dediler bu güzelin adına
Zues verdi onu çirkin oğluna.

Zeus'a kalsa vermezdi onu ama
Uğraşamazdı bir de Hera gibi belayla
Tuzak kurunca Hephaistos Hera'nın tahtına
Kalmıştı bu güzel Afrodit bu çirkin tanrıya.

Günler aylar mevsimler geldi geçti
Bu güzellin dikkatini Ares çekti
Hayaliyle yaşadı bir süre Olympos'ta
Sonunda bıraktı kendini onun kollarına.

Geldi zaman geçti zaman onların aşkıyla
Yapamadı onsuz yasak bile olsa.
Hephaistos onları birlikte yakalayınca
Duramazdı o utançla Afrodit Olympos'ta

Salına salına gitti çiçeklerin arasında
Gözünde yaş , çiçekleri kıskandıran kokusuyla.
Aşkın öldüğü gün derler o güne
Ki gören olmamıştı onu bir daha.

Nedenini sorarsan

Üzülüyordum hep beni sevmiyorsun diye
Kızıyordum hep seni başkasıyla görünce
Soruyordum kendime neden ben değil de onlar?
Ta ki...

Ta ki görünceye dek o büyülü aşıkları
Öyle ki sevdiğinin kalbi dahi atmıyordu
Şimdi sevdiği bir bedendi , ruhu uzaklarda olan

Durup biraz düşündüm ki artık evet
Kalbin devam etsin çarpmaya hiç farketmez
Kimin için çarpacaksa çarpsın
Sonsuza dek...

Elbet o da bırakacak seni
Bulutların yağmur damlasını bırakması gibi
Düşeceksin avuçlarıma , korkma değerin bilinecek
Bu kurak topraklarda....

Biliyorum yanlış bir şey yapmıyorum
Sadece seni kaybetmemek için , seni tanımıyorum
Çünkü bendeki senin farklı olduğunu biliyorum
Hepsi bu...